Taşbaşı köyü

TAŞBAŞI KÖYÜ

KÖYÜMÜZDEKİ SÜLALE İSİMLERİ





1---GOYUTTAR-GOYUT ALİ GİLLER – HACI PAŞA GİLLER ( KOTANCI,, KARABULAK,,KARABULUT'LAR)
2---HACILAR—TAŞDEMİRLER-DAŞDEMİRLER-ÖZSOYLAR
3---KARSDILAR—AKBULAKLAR-AĞBULAKLAR
4—EMİNLER ( ŞAŞI,, KAPLAN,,MAŞA) GİLLER
5--- BEKOLAR( ASLANLAR)
6---HOSBİYALILAR( EKİNCİ,,,ÇİFÇİ)GİLLER
7—ERGOTLAR ( KAYA)LAR
8---BEKCI MAHMUTLAR (YILDIRIMLAR VE KARAYELLER)
9---SEDOLAR ( YILDIZLAR)


TAŞBAŞI KÖYÜNÜN TARİHÇESİ

Kars İli Arpaçay İlçesine bağlı olarak idari yapılanmada yerini almış olan Taşbaşı köyünün, kuruluş tarihi hakkında kesin bir bilgi, ne yazık ki mevcut değildir. Ancak; kuşaklar arası sözlü ifadelerle bu güne ulaşan bilgiler ve eski mezar taşlarından anlaşıldığına göre; 200-250 yıllık bir köy olduğu kanaatindeyiz. İlkönce "Leylus" adı verilen mevkide kurulan köy; burada yaklaşık 50-60 yıl kadar yaşamını sürdürebilmiştir. Zira, atalarımızın anlattıklarına bakılırsa ki, doğruluk payı çok yüksektir. Leylus adı verilen yerleşim yerinden, yılanlardan büyük rahatsızlık duyulduğu için göç etmek mecburiyetinde kalınmıştır.


Takriben 1800 'lü yılların ortalarında, bugünkü yerleşim yerine iskan edilmiş ve "Taşbaşı2 ismini almıştır. İsminden de anlaşılacağı üzere, Taşbaşı köyü Çıldır gölünün bitimindeki noktadan itibaren 100-150 metre yüksekliğe erişen taşlık bir plato üzerinde kurulmuştur. Doğu da; Göldalı ve Taşlıağıl köyü hudutları, Batı da; Çıldır gölü ve akarsuyu, Kuzey de; Çanaksu köyü hududu, Güney de Taşlıağıl köyü hududu ile çevrili bir köydür.


Köyün mer'a arazisi; taşlık olmakla beraber, otlakiye olarak elverişli topoğrafık yapıya sahip verimli arazidir.Tarım arazisi ise; meranın aksine düz ve taban arazi vasfındadır. Göl kenarında ki ve akarsu vadilerinde bulunan çayır arazileri yüksek ot verimine sahip alanlardır. Bu çayırlarda taban suyu çoğu yerde yüksektir. Köy arazisi içinde 50-60 civarında kaynak su ve göze mevcut olup; bunların başlıcaları; Karasu, Karabalık suyu, Goronun gözeleri, Leylus gözeleri ve Sulaklar gözesidir. Bu bakımdan tarım arazisinin % 70'i Cazibe ve motopompla sulama imkanına sahiptir. Ancak bu imkandan istifade eden pek azdır.


Köye ait "Göydağı" mevkiinde ve Ermenistan Milli hududuna kadar dayanan yaklaşık 4.000 Hektarlık yayla arazisi mevcut olup, Köyşün tarihi ile birlikte kullanılmaktadır. Köy halkı, Terekeme (Karapapak) olarak bilinen Oğuzlar'ın Kayı boyuna mensup etnik yapıya aittir. Köy halkının büyük bir kısmı, Azerbaycan, Dağıstan, Eski Gürcistan ve bugün Ermenistan sınırları içerisinde kalan Akbaba yöresinden gelerek buraya yerleşmiştir. Köy halkı 9 ayrı sülaleden oluşmaktadır. Bunlar; Hacılar, Bekolar, Karslılar, Eminler, Hasbuya'lılar. Orgotlar, Sadolar, Kavutlar, ve Bekçi Mahmut'un Sülalesi olarak bilinmektedir. Soyadı Kanunu çıkınca; Hacılar-DAŞDEMİR, Bekolar-ASLAN, Karslıılar-AKBULAK, Eminler-MAŞA ve KAPLAN, Hasbuya'lılar-EKİNCİ ve ÇİFTÇİ, Orgotlar-KAYA, Sadolar-YILDIZ, Kavutlar-KARABULAK ve KOTANCI, Bekçi Mahmut'un sülalesi-YILDIRIM soyadını almışlardır.


Köyün ilk sakinleri Karslılar(Akbulak) sülalesi ile birlikte kurucu konumunda olan, Sivil oğlu Daştan ağa olarak bilinen şahsın atalarıdır. Son gelenler ise Hacılar (Daşdemir'ler) ve Bekolar (Aslan'lar) sülalesidir. Burada Sivil oğlu Daştan ağadan bahsetmek için, hem tarihi hem de vicdani açıdan kendimi borçlu saymaktayım. Çünkü yöremizde o tarihte büyük varlığa ve itibara sahip olan Sivil oğlu Daştan Ağa, 93 harbi olarak bilinen (1877-1878) Osmanlı-Rus savaşından birkaç yıl önce, tüm gayrimenkul (arazi, ev ve müştemilatı) varlığım 1000 Adet Osmanlı altını bedelle Hacılar sülalesine (Hacı Veli Ağa) satarak, Ağrı İlinin Tutak İlçesine göç etmişlerdir. Kayınpederi Oso Kişi'nin (Osman Ağa) gayrimenkul varlığını da Bekolar satın almışlardır. Dolayısı ile birbirinin akrabası (Kuzen) olan Hacılar ve Bekolar , Akbaba'nın Mameyli köyünden gelerek İynezor (Gönülalan) köyünde 5-6 yıl kadar kaldıktan sonra Taşbaşı köyüne gelerek , Daştan Ağa'nın ve Oso kişinin mülkiyetine yerleşmişlerdir.


Bilindiği üzere 93 harbi ile Kars ve havalisi Rus işgaline uğrayınca, Taşbaşı Köyü de haliyle aynı işgale maruz kalmıştır. 1920 yılına kadar Kars ve havalisi kurtuluncaya kadar Rus idaresinde kalmıştır. 1917 Rus devrimi _ (Bolşevik isyanı) başlayınca, Rus Ordusu Doğu Anadolu'dan çekilmiş, 1.Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru yani 1918 baharında Kars ve havalisi Osmanlı Ordusu tarafından geri alınmış ise de; 6 ay sonra Mondros mütarekesi gereğince Osmanlı Ordusu eski sınırlara (Horasan-Köprüköy) kadar geri çekilmek zorunda kalmıştır. Bu kez Rusya Doğu Anadolu da Osmanlı Ordusunun boşaltığı bölgeye Ermeni asıllı sivil ve askeri birlikleri eskisinden daha yoğun olarak yerleştirmiş oldu. İşte Ermeni askeri birliklerinin güdümündeki Ermeni çetelerinin Türk halkına yapmış olduğu mezalim bu dönemden başlayarak artarak devam etmiştir. Ta ki; 1920 Yılının Eylül ayında, Şark Cephesi Komutanı Kazım Karabekir Paşa komutasındaki ordunun Doğu Anadolu'yu düşman işgalinden kurtarmak amacıyla başlattığı askeri harekat sonrasında, Ordumuzun önünde tutunamayan Ermeni ordusu ve çeteleri işgal ettikleri bölgeyi terk ederken, geçtikleri yerleşim yerlerini yakıp yıkmış ve ele geçirdikleri sivil halkı camilere ve mereklere doldurarak diri diri yakmışlardır. İşte bahsedilen Ermeni ordusundan bir grup Arpaçay bölgesinde Milis kuvvetlerimizle çarpışırken, bölgede ki köyler gibi bizim köyümüz de daha kuzeye, yani Çıldır'ın köylerine göç etmek mecburiyetinde kalmışlardır. Taşbaşı köyünden 25 kişi eli silah tutan yürekli insan, köye yapılacak bir saldırıya karşı savunmak üzere köyde mevzilenmiş, geri kalan köy halkı canlı hayvanlarını ve taşınabilir ev eşyalarını alarak Çıldır'ın Çala, Kakaç, Koğas ve Prut köylerindeki dost ve akrabalarına sığınmışlardır. Köyü savunmak için mevzilenmiş olan 25 kişi Arpaçay tarafından gelen Ermeni birlikleri ile savaşmış ve 17 kişi şehit olmuştur. İsimleri bilinen; Hacıoğlu Memet (Karammet), annesi Sultan kadın (yaşlı ve ama), amcası Abdullah, Bayramali ve amcası oğlu Namaz, Sadolardan Goro kişi ve diğer köylülerdir. Şehitler için köyün çıtasında bir anıt mezar yapılmıştır. (2010 yılında bu anıt mezar Köy Muhtarlığınca yeniden tanzim ye inşa edilmiştir. İşte bu baskın sırasında Hacıoğlu Karammet Ağa'ya ait olan iki katlı ayvan (misafir otağı) ve müştemilatı Ermeniler tarafından ateşe verilmiştir. Beş gün sonra köye dönen halk tarafından, sadece aşkana (aşhane) denilen iki bölümlü taş bina yangından kurtarılmıştır. Tüm köy yağma ve talan edilmiştir. İşte Ermeni birliklerini takip eden Türk kuvvetleri 30 Ekim'de Kars'ı, 3 Kasım'da ise Arpaçay ve köylerini düşman dan temizlemiştir. Dolayısıyla Taşbaşı köyü de bağlı bulunduğu İl ve İlçe ile birlikte işgal edilmiş ve birlikte istiklaline kavuşmuştur. Şark cephesi ordusu bu harekat sonrasında Gümrü'nün doğusundaki Gucur dağlarına kadar ilerlemiş ancak Gümrü ve Kars antlaşmaları ile Ordu geri çekilerek bugünkü doğu sınırı çizilmiştir. Moskova antlaşması ile de Rusya ile sınırımız perçinlenmiştir. Bu zafer 23 Nisan 1920 de Ankara'da açılan T.B.M. Meclisi Hükümetinin ilk zaferi olması itibariyle de çok anlamlıdır. Taşbaşı köyümüz 1961 yılına kadar Çıldır İlçesine ve Çala (Doğruyol) nahiyesine bağlı iken; Bakanlar Kurulu Kararı ile Arpaçay İlçesine bağlanmıştır.


Köyümüzde 1956-1957 öğretim yılında Eğitime açılan 2 derslikli bir ilkokul ve 2 adet lojman mevcut iken 1989 yılında üç derslikli yeni bir ilkokul ve 1 adet müstakil lojman hizmete girmiştir. Köy camisi de iki yıl içerisinde yapımı tamamlanarak 1957 yılında hizmete girmiştir. 1979 yılında elektriğe kavuşan köyümüzün içme suyu, 100 yıl kadar önce Ermeni ustalara yaptırılan kesme taş kanalla 3 Km. uzaklıktan gelmekte iken; 2001 yılında Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünce Leylus'dan getirilen şebeke suyuna kavuşmuştur. Çiftçilik ve Hayvancılıkla uğraşan köy halkının başlıca geçim kaynağı hayvancılıktır. Çevre köyler gibi 10 yıl öncesine kadar köyde, 7-8 bin baş koyun mevcut iken bugün sıfırlanmış durumdadır. Halen köyde 850 baş sığır mevcuttur. 1982 tarihinde İlçe Tarım teşkilatınca başlatılan sığır ırkının ıslahı projesi kapsamında; köyde 5 başlık bir boğa deposu yapılarak, 12 yıl süreyle damızlık boğa, kesif yem ve bakıcısı devlet tarafından karşılanmak suretiyle yürütülen ıslah çalışması sonucunda mevcut sığır ırkı ıslah edilerek, et ve süt verimi yönünden çok iyi bir duruma gelinmiş bulunmaktadır.

Köyümüz 1960'lı yıllardan sonra batıda ki illere, özellikle İstanbul başta olmak üzere; Ankara, İzmir, Bursa ve Adapazarı illerine göç vermeye başlamıştır. Başlangıçta çalışmak için İstanbul'a giden insanlar, 1970'li yıllardan sonra bahsi geçen illere ailece göç etmişlerdir. 1970'li yıllarda 120-130 hane olan Taşbaşı köyü şu anda 54 haneden ibarettir. Göç eden nüfusun ¾ 'ü İstanbul'da olmak üzere, Ankara, İzmir, Bursa, Tekirdağ'a bağlı Çerkezköy ve buna bağlı Karaağaç kasabası, Adapazarı ve Gebze'de olmak üzere takriben 200 hane aile oturmaktadır.